Ocak, 2011 için arşivler

Karanlık

Karanlık…

Her yer, her şey karanlık şu an…

Tıpkı gözlerim kapalıymış gibi,

Tıpkı Aysız bir gece gibi…

Elimden gelen tek şey koşmak..

Koşuyorum..

Uzağa,

daha uzağa…

Boş bir yolda olmama rağmen, sanki çevremde dört duvar var,

Ne kadar koşsam da sonu varmış da temkinli gitmem gerek gibi bir his var içimde.

Yağmur yağar diye yanına şemsiye almaya benziyor,

Gökyüzü çok berrak olsa bile…

Hem çabalarımı boşa çıkaracakmış gibi uzun geliyor bana,

Hem de bir sonraki adımımda bitecek gibi kısa.

Bu yol boyunca koşuyorum..

Koşuyorum..

Yağmuru hissediyorum sonra,

yağıyor

yağmalı

yağıp da arındırmalı beni,

karanlıklardan,

kötülüklerden,

yalnızlıktan..

Siyah…

Tek görebildiğim,

ya da göremediğim…

Hislerim var yalnızca,

gözlerim bakıyor,

göremiyor…

Aydınlık…

Yağan yağmuru görebilmem için,

Sadece gökyüzünü aydınlatan bir ışık.

Ben koşarken, ulaşamazken

iki bulut birbirine ulaşabilmiş demek.

Yolumda olduğumu anlatmak için miydi bu ?

Yoksa yalnızca olması gerektiği için miydi ?

Her şeyi benim için oluyor gibi düşünmemin sebebi etrafımda kimsenin olmaması mı ?

Bilmiyorum…

Soğuk…

Gerçekten soğuk…

Sanki yalnızca ben koşmuyorum,

Gökyüzü de bana doğru geliyor…

Rüzgar…

Sanırım rüzgar bunun sebebi.

Aydınlık..

Yine oldu işte..

Ve bir tane daha…

Hala yağmur damlaları çarpıyor yüzüme,

Rüzgarla soğumuş ver sert bir şekilde.

Yalnızlık…

Gözlerimin önü bu kadar karanlıkken nasıl görebilirim çevremdekileri ?

Peki ya gözlerini ?

Koşuyorum…

Göremediğim yolda,

Basamadığım yerde koşuyorum…

Ulaşmaya çalışıyorum, nereye ?

Gitmek istediğim bir yer mi var ?

Bilmiyorum…

Sadece koşuyorum..

Neredeyim ben ?

Önüm karanlık,

arkam da.

Aydınlık…

Tekrar…

Ses…

Bir ses daha derinden,

hep varmış aslında,

her ne kadar yeni fark etmiş olsam da…

İçimi titreten bir ses…

“bam” diyor bu ses.

Sanki içimde bir dev yürüyor…

Ellerime bakmayı deniyorum,

karanlık…

Yalnızca karanlık…

Nerede olduğumu bilmiyorum…

Koşuyorum…

Boşluk…

Ayaklarım yere basmıyor…

Aydınlık…

Neyse ki,

neyse ki,

Rüya…

OzaN

Kısa-Öz*8

Güneşin battığı yere gitmek istiyorum, hani gözden kayboluyor ya her gün, hep aynı yere gidiyor, işte oraya gitmek istiyorum. Eğer güneş bütün ışığını yayıp akşam olduğunda oraya gidiyorsa, ben de hüzünlendiğim her an o yere gitmek istiyorum, görmek için karanlıkta bile güneşin nasıl parladığını…

OzaN

İnanıyorum

Penceremi açtım karanlığı göreceğimi bile bile, her zamanki gibi gökyüzündeydi gözlerim… Bir süre sonra görmeye başladım ışıkları dağılmış yıldızları ve hep aynı hisler, aynı düşünceler uyandı hayallerimde… İnanmak geldi içimden geleceğe, inanarak yaşamak geldi düşüncelerimin bulunduğu duygularımın denizine… En son ne zamandı bilmiyorum bu hisse bu kadar yaklaştığım ama bu sefer tam ortasındayım sanırım, ya da çok yakınında… Hep böyle olmaz mı zaten ? Ellerimizi uzatırız istediğimiz şeye doğru ve tam yakalayacağımız anda şüpheye kapılırız , “gerçekten o kadar yakın mıyım ? ” diye sorgularız tekrar. Daha önceki  yaşantımızdaki hayal kırıklıklarımızdan mıdır, ulaşamadıklarımızdan mıdır bilinmez ama böyledir işte.

Daha öncekilerden farklı bu kez, eminim ve değişecek yaşantım çok yakında. Yalnızca düşüncelerim değil beni bu yöne götüren. Duygularımla, hislerimle, hayallerimle, geleceğimle birlikte istiyorum bu kez. Bu yüzden farklı diğerlerinden. Hayatımda daha önce değiştirdiğim ne kadar şey varsa, onlar dahil her şey göz açıp kapayıncaya kadar , bir sonraki nefesimde değişecek.

Artık ne çevremde koşuşturan insanlar, ne de onların görüntüleri var zihnimde. Sadece davranışlar, yani odaklanılması gereken, eyleme geçirilmiş düşünceler. Eğer çevremizdekileri bu şekilde değerlendirirsek sanırım daha objektif bir davranış sergilemiş olacağız. Ses tonlarını bilsem de, harflerini duyacağım yalnızca, ya da onların bir araya gelmiş hallerini, sözcükleri…

Bu sayede ayırt edebileceğim gerçekten kimin “dostça”  kimin “düşmanca” tavırlar sergilediğini… Gözlerine baktığımda, konuşmasını incelediğimde sanırım daha da yakından tanıyacağım insanları. Daha önce yapmıyor muydum peki ? Elbette yapıyordum, fakat inanmak şart. Eğer diyebiliyorsam ki “Bu kişiden bana zarar gelmez” , ya da “Uzak durmak lazım” diye, daha önce de inanmışım demektir, nadir de olsa…

İnsanları daha iyi çözümleyebileceğimi, bu sayede daha iyi tanıyabileceğimi düşünüyorum bu ara. Yavaş yavaş inanmaya da başlıyorum. İnanmanın bana getireceği kazançlara inanmasaydım eğer, inanarak yaşamaya dair tüm inancımı kaybetmiş olurdum. Şimdi başlıyorum ve sadece inanıyorum…

OzaN

İyi ki doğdun Schweppes !

Sitemizin diğer yazarı, canım dostum Anıl (Schweppes) ;

Umarım geleceğin, senin için pastanın üzerinde yanan mumlar kadar parlak,

Hayatın ise o mumların bulunduğu pasta kadar tatlı olur , iyi ki doğdun kardeşim :)

Her biri birbirinden güzel bir sürü yıl geçirmeni diliyorum…

OzaN

Kısa-Öz*7

İstediğim de buydu sanırım, nefes alıyorum doyasıya ve gözlerim usulca kapanıyor yine görmek için karanlık bakışlarını gecenin… Belki bu kez sonuncusu ilklerin, belki de ilk kez budur son gördüğümden beri… Her ne olursa olsun yine kapanıyor gözlerim o karanlığa doğru, nasıl biteceğini bilmesem bile, gülüyorum gibi…

OzaN

Sınavlar

Öğrenciliğimizin önemli bölümlerinden olan bu sınav dönemi süresince çok fazla yazı yazamıyoruz ister istemez, anlayışınıza teşekkür ederiz, şu vizeler bir geçsin tekrar buradayız :)

Pattadanak