fft2mm1326518Hepimizin bildiği gibi dünyanın sonunun geleceğine ya da kimilerince çok büyük değişikliklerin olacağına dair yorumlanan günden bir gün önce, yani 20 Aralık 2012 tarihinde bu yazıyı yazıyorum. Yani açıkçası çok sık yazmadığımdan olacak ki, artık yazmayı düşündüğümde tarihe falan bakar oldum. Yoksa 21 Aralık tarihinde bir şey olacağını düşündüğümden, ya da “aman bir şey olmadan son yazımı yazayım, ne olur ne olmaz” zihniyetiyle olaya yaklaşanlardan değilim. Bugün bir şeyler yazmak istedim, az önce de dediğim gibi her ne kadar bana çok komik gelse de “kıyametten bir gün öncesinde” olduğumuzu fark ettim ve yazıya o konuyla girmek istedim. Neyse, yazıya bu konuyla giriş yapmış olmam o konuyla devam edeceği anlamına gelmez. Fakat korkarım öyle devam edecek.

Benim en çok merak ettiğim olay, tıpkı ortaya atılan her olayda olduğu gibi bu işten kimin kazanç sağlayacağı. Yani bu kadar büyütüldüğüne göre illa ki birileri bir şeyleri yine kendi istediği yönde yorumlayıp kendi istediği şeyleri yapacak. Tabi bu beni ne kadar ilgilendiriyor diye düşünmeden edemiyorum ama sanırım “bana değmeyen yılan bin yaşasın” da diyemeyeceğim. 

Olayın politik tarafına kendimi çok kaptırmadan hemen yeni bir paragraf başlatmak ve bu sayede konunun başka bir bölümünden bahsetmek istiyorum. Arkadaşlar açık açık konuşayım, zamanında 2000 yılına girerken de bu tarz şeyler söylenmişti ve eğer aranızda gerçekten 21 Aralık tarihinde bir şeyler olacağına inananlar varsa söyleyeyim, gerçekten olacak. Fakat bana sorarsanız büyük felaketler falan değil de, bu tarihten korkan bir sürü insanın bir arada oluşundan kaynaklı “karmaşa” temalı bir gösteri bekliyor bizi. Sonuçta eğer “nerede çokluk, orada bokluk” tarzında bir sözün geçerliliğini bunca yıldır insanlar görmüş ve o söz hala kullanımda kalabilmişse bir bildikleri vardır demekle yetinmek gerekir bence.

Hayır bir de anlamadığım bir şey daha var, farz edin ki yarın size araba çarpacak ve öleceksiniz. Ölüm de sizin bi çeşit kıyametiniz olmayacak mı ? Yani unutun tamamen 21 Aralık zırvalarını ve sıradan bir günde öleceğinizi düşünün. Neticede bu dünyada tekrar var olamayacaksınız ve yarın kıyamet kopmasıyla da sonuç değişmeyecek. Herhangi bir gün ölebileceğinizin farkında olmanıza rağmen, bir başkasının söylediği  -kim olduğu önemli değil Maya da olur kaya da-  bir tarihe göre hareket edip kendinizi koruyacak önlemler almak, atıyorum Şirince’ye gitmek fikri falan beni güldürüyor. Beni güldürdüğünüz için seviyorum esasında sizi. Fakat bunu bi espriyle, şakayla yapmanızı tercih ederim, gülünç duruma düşmenizle değil. E tabi olayın bi de tam ters boyutu var. Yani eğer sizin söylediğiniz doğruysa ve yarın her şey bitecekse, son yazdığım yazıda -tabirim için kusura bakmayın- göt olmuş olacağım. Diğer türlüyse olayına girmeyeyim, anlarsınız siz zaten. Ayrıca ben mi gözümde çok büyütüyorum bilmiyorum ama kıyamet kopacaksa aniden olmalı. Yani bunu ne sen ya da ben bilmeliyiz, ne de Mayalar. Sürprizi kaçar yoksa. Hem kıyamet dediğin sürpriz olsa daha tatlı olmaz mı ? Bence olur. Neyse işte, bahsetmek istediğim şeyler hepimizin bildiği şeylerdi esasında ama yazmayı özlediğimi hatırlamak için gereken şey olan yeniden yazmak duygusunu yaşadığımdan ötürüdür ki yine mutluyum. İster yarın her şey bitsin, isterse hiçbir şey bitmesin. Her şey bitecekse size değen yılan bana da değeceğinden hiç sıkıntı değil. Bir sonraki yazımda görüşünceye dek, özleyin beni anacım.

Ozan