Kimi zaman insanların sizi gerçekten anlamadığını hissedersiniz ya, işte o anlardan birini yaşıyorum bunu yazarken. Kurduğunuz cümlelerin, karşınızdaki insanın zihin süzgecinden geçmesi ile süzgece takılanları herkesin aynı algılaması gibi bir şey aslında yok. Şu adına algılamak dediğimiz sözcük, süzgeçleri farklı olan insanların zihinlerinde uyandırdığı şeyler olduğundan, bu farklı süzgeçlerden haliyle farklı şeyler geçiyor ve aynı cümleyi iki kişi farklı şekilde algılıyor. 

Söylenilmek isteneni siz kendinizce karşınızdaki insana güzel bir şekilde anlatmış olabilirsiniz. Fakat eğer karşıdaki insanın süzgeci ile sizinki farklıysa-ki farklı-, çoğu zaman “yanlış anlaşıldım” diye yakınırsınız. Bu sebeple ağzınızdan çıkacak cümleleri doğru ya da yanlış seçmeniz çok fark etmiyor. Size göre doğru olsa da, ilgili kişi için yanlış bir anlama denk gelebiliyor ve göreceli olmadığını düşündüğünüz cümleler bile saniyeler içerisinde göreceliymiş gibi çıkıveriyor karşınıza. Bir anda, şimdiye kadar doğru kabul ettiğiniz ya da yanlıştır bu söylemeyeyim dediğiniz şeyler eşitleniyor ve insanlara karşılık verip bir şeyler söylemek yerine, söylememeyi daha doğru buluyorsunuz o dakikadan sonra. Biliyorum bazılarınız “içimden ne geliyorsa söylerim ben arkadaş, içime atmam” diyorsunuz ama bu durumu yaşadığınızda aynı cümleyi sarf etmiyorsunuz. Bakın aynı şimdiki gibi geliyorsunuz, buraya yazınızı yazıp rahatlamayı deniyorsunuz. Kızgın olmuyorsunuz, kimseye de tavır yapmıyorsunuz ama yazı yazarak kendinizi rahatlatıyorsunuz.

Sosyal bir mesaj vermek için yazmıyorum yazımı, ya da bir şeylerin farkındayım, siz de anlayın, siz de öğrenin demek değil amacım. Yalnızca kendimi rahatlatmak için yazıyorum her defasında ve bu yazdıklarımı okuyup okumamak da sizin kararınız. Yazdıklarımı anlaşılmaz kılmak için uğraşmıyorum ama “anlamıyorum yazdıklarını” tarzında tepkilerle karşılaşıyorum. Özel bir çabam yok tabi bu konuda, fakat herkes anlasın da istemiyorum. Düşünmek lazım, algılamaya çalışmak lazım. Anlattıklarımı yanlış anlamak için değil, anlatmak istediğim gibi anlamaya çalışmanız, bunu yaparken de empati yapmanız lazım. Bir sonraki yazıma kadar kendinize iyi bakın derdim de, beni yanlış anlarsınız diye korkuyorum. Fakat yine de seviyorum sizi.

-Oha, seviyorum dedi. Kinaye mi yaptı ?

OzaN