Şunu fark ettim ki, uzun süre yazmıyorsan bunun birkaç sebebi olabiliyor. Ya yazacak çok şeyin olduğundan yazmıyorsun, ya da yeni hiçbir şey olmadığından. 

Yazacak çok şeyin olduğu zaman neden yazmadığını da çözdüm esasında. Bazı olaylar o kadar bütün ki, buraya aktarırken bir yerini unutup aklında o şekilde kalacak diye korkuyorsun. Yani buraya yazdıklarını o kadar içten yazıyorsun ki bir süre sonra yazılan her şeyi tamamen içselleştirerek senin bir parçan haline getiriyorsun. Bu da doğal olarak olur da bir yeri unuturum deyip yazmaya çekinmene neden oluyor. Öyle bir süreçten geçiyorum sanırım. Aklımda çok fazla şey var gerçekleştirmek istediğim ve bu şeylerin tamamını yazmaya kalkarsam olur da içlerinden birinin bir bölümünü unuturum diye korkuyorum. Bu yüzden de o şeylerden bahsetmek istemiyorum. Fakat şöyle bir ipucu verebilirim sanırım : tamamen saf ve temiz şeyler. Yani sonucunda beni mutlu edecek, günlerimi daha çok anlamlandırmama yardımcı olacak tarzda, -nasıl desem bilemedim- hoş şeyler.

Nasıl ki birçok insanın duyguları belirli dönemlerde kabarıyor ve o insanlar o duyguların arkasından emin adımlarla ilerliyorsa, benim de onu yapmam gerektiğine dair düşüncelere kapılıyorum bu aralar. Yazdığım cümlelerin her harfini bir şeylerle süsleyip, o harflerin oluşturduğu kelimelerin anlamlı bütünleri olan cümleleri uzatabildiğim kadar uzatmak istiyorum. Çünkü içimde her ne oluyorsa bunu istiyor benden. Sanki içimde beslediğim şey -her neyse- beni yazmaya teşvik ediyor ve bir şeyler oluşturmamı istiyor. Şarkı yazdım mesela geçen, üstelik bestesini de yaptım. Kim ne der bilemem de, benim hoşuma da gitti. Anlatmak istediklerimi bu ortama aktardığımda çok rahatlıyorum evet. Fakat dediğim gibi, bu aralar her şeyi yazamam. Bir şeyler eksik kalır ve üzülürüm diye yazamam. Gerçekten.

Ozan