Hangimiz atabiliriz ki geçmişi hayatımızdan ?

       Sanıyorum hiçbirimiz. Geçmiş öyle canlı bir şeydir çünkü, nasıl olduğunu anlayamadığınız bir şekilde tüm “dünleriniz” bugün için geçmiştir. Bazılarımız vardır, çıkar övüne övüne “Ben geçmişimi unuttum, unutabiliyorum” der. Biz de gıpta ile bakarız kendisine, saygı duyarız aslında. Fakat o kişinin de kendisine itiraf etmekte zorlandığı bir geçmişi, kendisine yaşadıklarını anımsatacak ufak tefek de olsa izleri vardır. O izleri takip etmemiş olsa bugüne ulaşamayacağını söylemeyin ona, bırakın mutlu olsun. Belki geçmişi çok güzel şeylerle doludur da o yüzden unutabilmiştir, öyle sanmıştır.

         Yakın zamanda gerçekleşmiş olsa da, olayların tamamı “geçmiş” sözcüğünün geniş anlamlar barındıran dünyasında bir yere sahiptir. Yaşadığımız her gün, yarın için geçmiştir. Her bir saatin, kendisini kovalayan sonrakine göre geçmiş olduğu gibi. Bu şartlar altında, biz yaşadığımız sürece dünyanın evrendeki seyri gibi düzen içerisinde devam eden ve biriken bir geçmişimizin varlığını kimse reddedemez sanırım.

         Önemli olan geçmişi unutabilmek değil elbette. Sonuçta yarın unutayım diye yaşamıyorum ki bugünü! Eğer öyle olsaydı şu an içinde bulunduğum zamanı güzel geçirmek için bir sebebim olmazdı benim. Zaten geçmiş de öyle bir sözcük ki, yalnızca kötü anıların geçmişte yer aldığını düşünürüz biz insanlar. Bu düşünce ile yaklaştığımızdandır ki, geçmişini unutmak bir yetenekmiş gibi, saygı duyulması gereken bir şeymiş gibi davranırız. Kimse kusura bakmasın da, hep yarınları düşüneceksin de, bugünü neden yaşıyorsun diye sorarlar adama. İyi ya da kötü bir geçmişe sahip olmak her zaman bizim elimizde değil tabi, kabul ediyorum. Fakat geçmişini unutmak, evden çıkıp çarşıya gitmişken dönüş yolunu unutmaya benzer. Ha derseniz ben unutmuyorum da rafa kaldırıyorum, amenna. Geçmişinizi bir gün çıkarabileceğiniz bir yere koymakta sakınca görmüyorum. Zira ben de öyle yapıyorum. Geçmişin kötü hatıralarını hatırlamamayı seçiyorum ; onları unutmaya çalışmayı, unutamayacağımı bile bile unutmuş numarası yapmayı değil. Bu yüzden de kendimi güzel hissedebiliyorum. Geçmişin bana karanlıklar arasından gün ışığına çıkarmaya çalıştığı kötü şeyleri görmüyorum. Bir yerlerde anımsadığım anda beni mutsuz edeceğini bildiğim şeyler var, farkındayım. Fakat ne ben o yeri biliyorum, ne de o yerden çıkan şeyi tanıyabiliyorum. Zihnimde farklı bir boyutta, farklı bir biçime bürünmüş duruyorlar çünkü. Onları kapladığım kutunun tozunu siliyorum arada bir raftan alıp, ardından içini açmadan yerine koyuyorum. Kendimi bu sayede rahatlatabiliyor ve geleceğe daha umutla yaklaşabiliyorum. Sizi bilmiyorum ama, ben yaşamayı gerçekten çok seviyorum.

Ozan