Senaryosu zamana ait olan, sınırlarını sizin çizdiğiniz, yönetmeni olduğunuz hayatınızın başrolünde hep aynı karakteri mi canlandırıyorsunuz ? Her gününüzü bir diğerinden farklı bir şekilde yaşıyorsunuz ve evinize gelip sıcak yatağınıza kendinizi attığınızda tasarı dünyanızın kahramanı ortaya çıkıyor değil mi ? Kendinizi farklı hissediyorsunuz, gün içerisinde nefes aldığınız bedenden kopmuş gibi, yeni biri olmuş, kendinizi bulmuş gibi.. Yine oyunu fazla kaçırdınız sanırım. Biraz daha fazla kendiniz olmayı deneseydiniz eğer, bu hisse hiçbir akşam kapılmayacaktınız. Çünkü zaten size ait olan bir hayatın en samimi kahramanı olarak aynada kendinizi görecektiniz. Fark ettiyseniz “en iyi” demedim, “en samimi” dedim. Bunun ne anlama geldiğini eminim siz de biliyorsunuz. Fakat samimi olduğunuz sürece aynı zamanda iyi olarak anılacağınızı, nihayetinde kendinizi öyle hissedeceğinizi hatırlatmak isterim yine de.

Günlerinizi geçirirken farklı kimliklere bürünüp, istemediğiniz şeyleri yaptığınız oluyor değil mi ? Peki hangisinde kendinizi rahat hissediyorsunuz ? Yastığınıza başınızı koyduğunuzda hatırladığınız, gün içerisinde diğer insanları üzmüş olanı mı, yoksa gözlerinizi kapadığınızda içinizi serinleten, gözleriniz kapalı olduğu halde enerjisi ile aydınlık bir ortam yaratmış olan içinizdeki çocuğun kahramanını mı ? Aslına bakarsanız ben hangisi olduğunuzu merak etmiyorum, bilmiyorum da. Tek bildiğim, gün içerisinde benim karşıma çıkmış haliniz ve bu halinizin bana yaşattıkları. Gerçekte ne olduğunuzu önemsemeyeli çok oldu cidden, tahmin edebileceğinizden daha fazla. Belli bir yerden sonra insan yaşadıklarının sebebini aramıyor artık ve sadece yaşıyor. Bu yüzden kendini mutlu hissedebiliyor ve yaşam enerjisiyle dolabiliyor. Herkesin her yaptığını neden yaptığını, hangi ruh haliyle bunu yapmış olabileceğini, neden rol yaptığını, yalandan gülüşünün sebebini, artık gözlerime neden bakmadığını düşünmüyorum uzun süredir. Çünkü bu şeylerin tamamının farkında olacaksın, fakat düşünmeyeceksin güzel yaşamak istiyorsan. Yaşamınızın size verdiği rolü üstlenin yalnızca, o rol için her şeyi yapın. Yeter ki o rol, gerçekten sizin için doğru olan olsun. Zaten siz samimi olduğun sürece doğru rolün ne olduğunu aramanıza gerek kalmayacak. Yastığınıza başınızı koyduğunuzda da, gözlerinizi kapadığınızda da aynı kişi olacaksınız.

Siz samimi olduğunuz sürece, diğer insanlar da size karşı samimi olacaklar emin olun. Yönetmen olmanız, bir diğer yönetmenin tasarladığı alana girme hakkını size vermez. Çünkü sizin setinizin bittiği yerde bir başkasının seti başlıyor ve sizin için önemsiz olan bir aşk filminin durgun havası sırasında, bir diğerinin heyecan dolu senaryosunda kahraman olabilirsiniz. İşte o an, kendi alanınızı terk ettiğiniz için, istemediğiniz şeyler yapabilir ve bunun doğal bir sonucu olarak istemediğiniz sonuçlarla karşılaşabilirsiniz. Siz, benim filmimde, başrolü ve yönetmenliği bana ait olan filmde, karanlığı aydınlatabilecek olan içinizdeki çocuğun kahramanı olabilir misiniz ? Konuk oyuncu olarak girdiğiniz ve kurallarını bilmediğiniz bir filmin seyrini değiştirebileceğinize inanıyor musunuz, gerçekten ?

Ozan