Konuk Yazar

Ben Seninleyken

Bugün de farklı bir konuk yazarımızın yazısına yer vermek istedim, kendisine bu güzel yazısı için teşekkür ederim.

Ben seninleyken güneşin içindeyim,

O yüzden durmadan terler ellerim.

İçim erir durduramam,

Öyle sıcak ki, kül olmadan buhar olurum.

Seninleyken ben, uzayın kayıp bir köşesindeyim,

Bulunmayı bekleyen, umudu da tükenen haldeyim.

Çölde günlerce kalmış gibi,

Seraplar görüp, hüsranlar biriktirmekteyim.

Ben seninleyken,

Hep ikimizin olmasını istediğim bahçedeyim..

Hiç görülmemiş tohumlar ekip,

Sen geldiğinde topraktan çıkmalarını beklemekteyim.

Görülmemiş renkler eşliğinde,

Seninleyken, ben kendim değilim..

Yabancı oluyor bana bedenim ;

Sadece ruhuma hükmedebilirim,

Seninle dolması için emrederim…

Fanny B.

Kağıttan Gemilerim

Daha önce bir yazısını daha yayınladığımız konuk yazarımız Miss Isipi’nin ikinci yazısını da yayınlıyorum şimdi, keyifli okumalar ;)

Göründüğü kadar zor değilmiş hiçbir şey…Yapamam sandıklarım yaptıklarım listesinde şimdi. Bazen sessizce uçurmalıymış hayal dolu balonları; yakalamak için ardından koşturmadan.Ben de öyle yaptım işte… Emeğimi,hayallerimi,her şeyim dediğimi toparladım bir anda,sakladım hepsini kağıttan yaptığım gemime. Yanaklarımdan süzülen ince su sızıntısına bırakıverdim başkalarının emeği,hayali, her şeyi olsun diye. Benim sularımda yüzerken kaptanı başkası olan kağıt parçası olacak önce, sonra yabancı bir gemi gelecek yakınına. Kaptan,her şeyimi alacak önce her şeyi olarak,bırakıp geride kalanları diğer gemiye geçerken. Onlar kendi sularına, benim emeğim hayalimle el ele tutuşarak eriyen kağıt parçalarıyla sarmalanarak girdaplardan girdaplara gidecek.Öğretmediğim sürece gözyaşlarıma akmamayı ya da set çekmediğim sürece yanaklarımdaki akıntıya bu böyle sürüp gidecek.Sürekli içimden her şey giderek… hayal kurmaktan korkarak…Biliyorum sonra biri daha gelecek.Ben her şey yeniden başlıyor sanacağım. Yeni umutlar, yeni hevesler saracak her yanımı.Kandıracak ruhumu küçük bir çocuğu kandırır gibi.Bir eliyle şekeri uzatırken oyalanmam için, bir eliyle de alacak hayallerimi,ümitlerimi,emeklerimi kendi himayesine yerine kendinden bir şeyler koyarak. Sonra ortaya çıkan hayalleri,ümitleri, emeği başkasının ellerinde ama her şeyi bir başkasına ait olan ben olacağım. Canımı acıttıkça içimdeki; gök gürleyecek beynimde, yıldırımlar düşecek ruhumun her yerine… Ardından yağmur damlaları süzülecek yanaklarımdan. Her defasında benim dualarımla gidecek kağıttan gemilerim,yeşertmek için başkalarının bahar dallarını; benim sonbaharımda onların ilkbaharı olmaya…

Miss Isipi

Ben Olmak

Değerli okuyucularımız, daha önce de duyurusunu yapmıştım. Konuk yazar alımı konusunda. Şimdi bir arkadaşımın yayınlamam için bana yolladığı yazıyı sizlere aktarıyorum. Kendisine buradan bu güzel yazısı için teşekkürlerimi sunuyorum :)

Hiç kimse gibi olmamaktı onların istediği. Bizim de öyle… Ama birdenbire herkes gibi oluverdik. Hani bir hedefin olur, çıkarsın yola. Hiçbir durakta inmezsin, bakmazsın bile o durağa. Kim inmiş kim binmiş umurunda değildir. Sonra “son durak” der birileri. Ancak o zaman bulursun kalabalıktan sıyrılıp, kapıya bakmanın fırsatını, uğultunun içinden. Bakarsın da baktığın değildir ki görmek istediğin. O yüzdendir zaten yanlış yola saptığımızda kaybolmamızın nedeni. Baksaydık duraklara ya da sorsaydık birilerine bu işin nereye gittiğini… Yoldayken mi karar vermeli yoksa nereye gideceğimize ? Belki de öyledir… Ne olduğumuz, ne olacağımız, ya da ne olmak istediğimiz bu yüzden belkilere bağlı belki de. Olmak ya da olmamak ya bütün dert ; eğer onlar gibi olmaksa olmaktan kasıt ; ben olmuyorum, olamıyorum, olmayacağım da… Pes etmek mi dersiniz, korkaklık mı dersiniz, intihar mı dersiniz ; ne derseniz deyin. Sağırım bundan sonra. Ellerim kulaklarımda, avazım çıktığı kadar bağırıyorum artık. Duyacağınız 5 hece bundan sonra. “duy-ma-ya-ca-ğım”. Bundan sonra ne olmak istediğim, ne olacağım, ne olmayacağım benim derdim olsun. Başka şeyler bulsun başkaları düşünecek, uğraşacak. Ben bekleyeceğim durağı da, ineceğim durağı da düşündüm çoktan. Herkesin bilmediği bir durakta bekleyecek, kimsenin inmediği yerde ineceğim. Onlar seviyorsa güneşi ; ben vazgeçeceğim ışıktan, sıcaktan. Herkes tutmuşsa kutup yıldızını pusula olarak, ben sahiplenmiyorum hiçbir yıldızı, razıyım kaybolmaya. Tanrı göze almışsa beni yaratmaya ; ben cesaret edeceğim ben olmaya. Sen değil, o değil ; ben olmaya cesaret edeceğim. Çünkü bu hayat “ben”im…

Miss Isipi