Dostluklarını yalnızca kış geldiğinde hatırlayan ne çok insan var çevremizde değil mi ? Bana sorarsanız bizi en çok üzen ve üzecek olanlar da onlar. Çünkü dost olduklarını hatırlamak için mevsimlerin birer birer akıp gitmesini seyrederler sokakta top oynarken topunu kucaklayıp “top benim oynatmıyorum” diyen bir çocuğun arkadaşlarının dağılmasını izlemesini taklit edercesine. Ta ki kış gelene kadar.

Kışı diğer mevsimlerden daha fazla severler, hatta kendileri hep bu mevsimde yaşarlar diğer insanların aksine. Kış deyince akıllarına gelen tek şey sürekli yapıp bozdukları kardan adamlardır. Benim aklıma gelen ise sadece soğuk. Belki de bu yüzden sevmiyorum bu tarz insanları. Çünkü onlar ve yaptıkları her şey soğuk geliyor bana ve bende bıraktıkları tek iz ise geçici bir soğukluk oluyor. Onlar benimle konuşmaya geldiklerinde, onları dinlerken bir yandan bir kardan adam yaparlar aramızdaki dostluğu göstermek için. Kardan adam bittiğinde gerçekten yanımda olma sebebini-isteğini- belirtir ve çeker gider sonra. İşi düştüğünden yanımda olduğunu fark ederim hemen ardından. Önce yaptığı kardan adama bakarım, sonra nereye yaptığına. Yanıma geldiğinde getirdiği ve değiştirdiği mevsimin etkisiyle yaptığı dev kardan adam, onun gidişinin ardından benim mevsimim olan yazın sıcağında çoktan erimeye başlamıştır dönüp baktığımda. Güneşin alnına yapılmış bir kardan adamın ne olmasını beklersiniz ki ? Yanınıza geldiğinde dostunuz gibi görünen bu oyuncudan nasıl bir eser beklenebilir ki ? Onun oynadığı oyunda sahne falan yok, dünyayı sahne edinmiş, kendisi gibileri de oyuncu kadrosuna almış, aralarından bir tanesini de yönetmen yapmış oynuyorlar soğuk günlerde ve soğuk bir şekilde. Bastıkları her yere izlerini bırakıyorlar buz tutmuş bedenlerinden düşen küçük parçacıklarla. Eğer denk gelip de o parçalardan herhangi birine basmazsanız buzda kaymaz ve hayatınıza olduğu gibi devam edersiniz. Fakat eğer denk gelirseniz emin olun bu ilk düşüşünüz olmayacaktır. Çünkü onun gittiği yolda ilk adımınızı atmış ve sonraki adımlarınızda da onu takip edecek gibi duruyorsunuz buradan bakınca. Ha diyorsanız ben o yola girmem, ilk adımımı yanlış yere attım ama düzelebilirim, o yoldan çıkabilirim, amenna.

Benim yaşadığım ve yaşayacağım mevsim, bir yere gideceğimde yanımda götüreceğim mevsim şimdiye kadar yaz oldu ve öyle olacak gibi duruyor. Bıraktığım eser donabilir, fakat hava tekrar ısındığında şeklini bozmaksızın karşınıza yine çıkar. Bu yüzden soğuk insanları ve size kışı getiren insanları barındırmayın çevrenizde bana sorarsanız. Yok eğer diyorsanız ben de soğuk bir insanım, donmuş vaziyette yürüyorum, düşünüyorum, konuşuyorum ve hayal ediyorum, saygı duyarım. Fakat “içinizi ısıtmak” diye bir şeyin olduğunu da aklınızdan çıkarmayın. Üstelik hiç merak etmeyin, en soğuk kış günlerinde dahi öğlen saatlerinde eriyorsunuz güneşin etkisiyle. Siz çıkarlarınızın peşinden dostluklar kurdukça bir taraftan yok oluyor yaptığınız her şey. Sıcak insanlar geriye baktığında bir sürü eser görebiliyor, kurduğu dostluklara bakıp gülümseyebiliyor ama, eğer yüzme bilmiyorsanız işiniz zor olacak bana sorarsanız. Çünkü şey… sizin o soğuk dünyanız biraz erimiş de.

Ozan