O kadar yalnış şey çıkıyor ki karşımıza, doğruları nerede arayacağımızı bulamıyoruz zaman geçtikçe. Az önce yazdığım “yanlış” sözcüğünü de buna dahil edebiliriz. Kimileriniz bunu direkt fark ettiniz ve “hahahah bak salağa” bile dediniz, biliyorum. Kimileriniz ise fark etmeden devam ettiniz, ta ki diğer cümleye kadar. O cümlede yapılmış bir yazım hatasını fark etmiş ya da etmemiş olmanız aslına bakılırsa hiç de sorun oluşturmuyor. Çünkü burada herhangi bir sınav ortamında değiliz, ya da çok yüksek konsantrasyon ile takip etmenizi gerektirecek bir tavır takınmanız gerekmiyor.

Benim yanlışlarla ilgili fark ettiğim ve doğru olduğuna inandığım şeyler var. Doğruların her zaman yanlışların içinde olduğu ile başladım onlara inanmaya. Daha sonra ise yanlışların neden yanlış olduğunu anlatacak bir zihin ile benimsedim şimdiye kadar duyduklarımı. Sonra ilk yanlışımı yaptım, doğrusunu öğrendim. Ardından doğruları yapmaya başladım, yanlışları değerlendirdim bu sayede yapmadıklarıma bakarak. Onların neden olabileceği şeyleri düşünüp, “bir daha aynı durumla karşılaşsam, yine doğrusunu yaparım” dedim zaman içerisinde.

Her şey gibi yanlışlar ve doğrular da aynı eksende mesken edinmiş ve aynı çizgiyi çevreleyen bir pamuk şeker şeklinde karşımıza çıkıyor. Ne taraftan baktığımızın da önemi var, nasıl gördüğümüzün de. Yorgun bir kafayla yanlış görmek çok zordur mesela. Rahatlamak isterken dikkat ettiğimiz şey, uğraşımızın bize verdiği huzurdur. İçerisindeki yanlışları önemsemeyiz çoğu zaman. Yazımın başında yer alan yazım yanlışını da bazılarınızın fark edemeyişinden bunu iyi bir şekilde anlayabiliyoruz. Motivasyonu yüksek tuttuğumuz sürece yaptığımız işlerde doğruya ulaşma olasılığımızı güçlendiririz. Kimi zaman motivasyonumuz yüksektir, fakat yaptığımız eyleme karşı değil, aklımızda yer eden ve sayıları içinde bulunduğumuz dönemle yakından ilişkili olan diğer düşüncelerimize karşıdır. O eylemleri gerçekleştirmek istediğimiz andan itibaren doğru yolu çizeriz ve o yolda ilerlemeye başlarız, yanlış yollara sapmamıza engel olur çünkü adına motivasyon dediğimiz, sınırlarını çizemediğimiz ‘içimizdeki güç’.

İçimizdeki gücü kullanabildiğimiz ölçüde doğrulara giden yolların taşlarını ‘doğru’ döşeyebiliriz ve yanlış yolları oluşturmamış oluruz. Çünkü yanlış dizdiğimiz taşlarla doğru bir yol asla oluşturamayız. Yanlışlar doğruları her zaman götürür, doğrular ise olası yanlışların neler olduğunu bize gösterir. Hep ‘doğru’ olduğuna inandığınız yollarda kalmanız dileklerimle.

OzaN